KÜRDİSTAN KURULURSA, TÜRKİYE YIKILIRDI!

523
Paylaş:

16 Nisan referandumundaki hilekârlık ve hukuksuzluklar tartışılmaya devam ederken, ABD’den gelen üst düzey bir açıklama, büyük şeytanın yeni bir planı devreye soktuğunun kanıtıydı: Bu da, Türkiye’nin parçalanmasıydı!

ABD Dışişleri Bakanlığı Danışmanı John Stilides, referandumun Türk toplumunu böldüğünü kaydettiği açıklamasında, “Amerika’dan baktığımızda benim endişelendiğim konu, ülkenin tekrar bir araya gelemeyecek kadar siyasi açıdan bölünmüş olması” ifadelerini kullanmıştı. Bu küstahça ifadeler, ABD’nin Türkiye’yi parçalama yönündeki heves ve hedeflerini açığa vurmaktaydı. Aynı Amerika, PKK’yı ve yan kuruluşlarını zaten Türkiye’ye tercih ettiği bir sır olmaktan çıkmıştı. Artık bu Amerika ile stratejik ortaklığa bağlı kalmak gaflet ve cehalet olmaktan çıkmış, dalalet ve hıyanet sınırına yanaşmıştı.

ABD’li komutan Albay John Dorrian: PKK’nın, SDG’nin bir parçası olduğunu ağzından kaçırmıştı.

IŞİD Karşıtı Koalisyon Güçleri’nin Sözcüsü ABD’li Albay John Dorrian, Bağdat’tan canlı bağlandığı Pentagon’daki basın toplantısında terör örgütü PKK’nın, ABD’nin desteklediği Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) bir parçası olduğunu hatırlatmıştı. Dorian, soruyu soran gazetecinin, “Açıklığa kavuşturmak için soruyorum, PKK’nın SDG’nin bir parçası olduğunu mu söylediniz” sözleri üzerine “Öyle mi dedim, YPG demek istedim”diyerek sözlerini düzeltmeye çalışmıştı.

ABD güdümlü Kürtler bağımsızlık ilanına hazırlanmaktaydı!

Irak’ta tarihteki ilk bağımsız Kürdistan devleti kurulma aşamasındaydı. Mesud Barzani’nin planladığı tarih de ortaya çıkmıştı. Barzani’nin danışmanı Muhammed Hacı, bu konuda bir açıklama yapmıştı. Peki Kürt devletinin sınırları ne, haritada nereler vardı? Ortadoğu’daki kaosa yenisini ekleyecek olan bağımsız Kürdistan devleti için Ağustos ayında düğmeye basılacaktı. Mesud Barzani’nin danışmanı bağımsızlık referandumunun bu Ağustos ayında olacağını açıklamıştı. Peki Bağımsız Kürdistan’ın sınırları nereleri kapsayacaktı ve Kerkük’ü de haritaya katacaklar mıydı?

Kerkük’te Kürdistan bayrakları ile kriz çıkaran Mesud Barzani, Irak’ın merkezi yönetiminin zayıflığından faydalanıp tarihteki ilk Kürt devletini kurma hazırlığındaydı. Bunun için kararlar alan Barzani’nin danışmanları referanduma gidileceğini duyurmuşlardı. Bu yıl bitmeden bağımsız Kürdistan devletini ilan etmeyi planlayan Barzani referandum için tarihi de ortaya çıkmıştı. Barzani’nin danışmanı Muhammed Hacı, referandumun Ağustos ayında yapılmasının beklendiğini vurgulamıştı. Bas News İngilizce’ye göre, Muhammed Hacı, Kürt Bölgesi Yüksek Seçim Komisyonu’na referandum düzenlenmesi için çağrı yapmaya hazırlandıklarını anlattığı açıklamalarında, Mesut Barzani’nin Kürt siyasi partilerinden bağımsızlık çabalarına liderlik yapacak olan ortak komisyona temsilcilerini belirlemelerini istediğini de hatırlatmıştı. Zaten Mesut Barzani, 2 Mayıs’ta Fransız Le Figaro gazetesiyle yayımlanan mülakatında “Kürtlerin bağımsızlığı ilan etmesi zamanı geldi. Ancak biz, Irak’tan barışçıl biçimde diyalog ve müzakere yoluyla ayrılmak istiyoruz”açıklamasını yapmıştı.

Kerkük’ü de sınırlarına katacaklar mıydı?

Barzani geçtiğimiz aylarda da Kerkük valisine il genelinde Kürt bayraklarını kamu kurumlarına astırmıştı. Vali Kürtçeyi de resmi yazışma dillerine eklemiş bulunmaktaydı. Irak yönetiminin uyarısına rağmen bu konuda geri adım atılmamıştı. Şimdi merak edilen Bağımsız Kürdistan Devletinin sınırlarıydı. Kerkük’ün bu sınırlar içinde yer alıp almayacağı da henüz bir muammaydı. Böyle bir girişim olduğu takdirde Irak’ta büyük çatışmalar yaşanacaktı. Çünkü Irak’ın demografik yapısı hayli sıkıntılıydı. Erbil ve Süleymaniye’de Kürt nüfus ağırlıktaydı. Musul-Kerkük’te Arap-Türkmen ve Kürtler vardı. Irak’ın merkezi ve Bağdat bölgesinde sünni Araplar yer alırken, Kerbela, Necef, Nasıriye, Basra civarında ise Şii Araplar yoğunluktaydı. Bu tabloya bakıldığında bağımsız Kürdistan ilanı ile Irak resmen parçalanma sürecine girmiş olacaktı. Kürtlerin ardından Şii’ler ve Sünniler de ayrı devletler ilan etmek üzere kışkırtılmaktaydı.

İşte AKP iktidarının resmiyet ve meşruiyet kazandırdığı Barzanistan şimdi bağımsız Kürdistan olarak başımıza bela olacaktı.

Galip İlhaner adlı yandaş yalaka, MİLAT Gazetesinde (03.05.2017) “Kürtler Erdoğan’ı Başkan Yapacak” yazısında; “Barzani’nin Erdoğan’a destek çıktığı ve Başkanlık yolunu kolaylaştırdığı… Türkiye’nin Milli bir Kürt politikası başlatıp dünyadaki bütün Kürtleri kendisine bağlayacağı… PKK’dan kurtulmak isteyen Kürtlerin Barzani üzerinden, FETÖ’den kurtulmak isteyenlerin Meral Akşener üzerinden bir çıkış yolu aradıkları…” gibi Siyonist projeleri kendi görüşleri gibi aktardıktan sonra:“(Referandumda HAYIR kampanyası yürüten) Saadet Partisi Millilikten uzaklaşarak Ulusalcılığa kayıyor, SP’de bir eksen kayması yaşanıyor… İç ve dış odaklar, AK Parti’yi durdurmak için SP üzerinden politikalar kurguluyor, böylece SP’ye 2’nci HDP rolü verilmeye çalışılıyor…” gibi safsatalarla sataşmıştı.

Oysa yaranmaya çalıştığı, kahraman Başkan ve kurmaylarıPKK ve yan kuruluşlarıyla, zırhlı araçlarda kol kola sınırımızda dolaşan ABD askerlerinin fotoğraflarını çekip, Trump’a şikâyet etmek üzere tarihi(!) Amerikan ziyaretine hazırlanmaktaydı!? Herhalde kırmızı Turp’a (pardon Trump’a), siyah Obama’nın kendilerini nasıl aldattığını da anlatacaklardı!.. Barzani, Büyük İsrail’in alt yapısını tamamlayıcı bir Kürdistan için bağımsızlık ilanına hazırlanırken, bunlar halâ Barzani’nin desteğini kazanmakla övünüyorlardı… Irak, Suriye ve Libya’nın parçalanmasından sonra, asıl sıranın Türkiye’ye gelip dayandığını anlamaktan bile aciz zavallılar, Başkanlık gibi sinsi ve geçici başarıların, başlarına ne işler açacağının bile farkına varmamaktaydı.

PKK Amerika ve Rusya’nın yardımıyla sınırımızda 30 kamp kurmuşlardı!

Terör örgütü PKK’nın, ABD’nin de desteğiyle Suriye’nin kuzeyinde 30’dan fazla kamp kurduğu anlaşılmıştı. ABD yönetimi ve PKK, Suriye’de işbirliğini derinleştirmek ve Türkiye’nin tepkisini engellemek için, terör örgütü kadrolarını Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adı altında kullanmaktaydı. Türk güvenlik ve istihbarat kaynaklarına göre, son dönemde terör örgütü PKK, Suriye’nin kuzeyinde SDG kisvesi altında 30’dan fazla kamp kurmuş durumdaydı. Güvenlik güçlerimizin 25 Şubat’ta Suriye sınırında yakaladığı keskin nişancı “Diren” kod adlı Mesut C’nin ifadesinde, bölücü örgüt PYD yönetiminin Karaçok kampında aldığı kararla PKK’ya destek için Diyarbakır’ın Sur ilçesine keskin nişancı olarak gönderildiğini söylemesi de bu gelişmeleri doğrulamaktaydı.

Fırat’ın doğusunda güneyden kuzeye doğru 20 kilometre arayla kurulan, PKK’nın“Tişrin, Şeyhler, Beyadiye ve Çarıklı” kamplarında saldırı ve savunma eğitimi yaptırılmaktaydı. PYD’nin sıcak çatışmalara girdiği Afrin’in batısına kurulan bu kamplarda yaklaşık 40 gün eğitim verildiği saptanmıştı. Bu kamplar, PKK’nın bölgedeki en etkin kampları arasındaydı. Mardin’in Nusaybin ilçesinin karşısındaki “Rimelan” kampında ise suikast ve keskin nişancı eğitimi alınmaktaydı. Örgütte özel seçilen teröristler burada yaklaşık 3 ay eğitim gördükten sonra, özellikle Türkiye’de yapacağı eylemlere katılmaktaydı. PYD/PKK teröristlerine ve elebaşlarına, Amerika’da diktirilen SDG amblemi olan üniformalar dağıtılmıştı. Ancak, örgüt yandaşlarının sosyal medya hesaplarında yayınlanan görüntülerde, yer yer eski ve yeni amblemleri bir arada kullandıkları da ortaya çıkmıştı. PKK, Suriye’deki yapılanmasını ilk olarak PYD ve onun silahlı uzantısı YPG adı altında başlatmıştı. Suriye’de 2011 sonunda iç savaşın başlamasından sonra, terör örgütü ile ABD arasında işbirliği giderek artmıştı. PYD/PKK’lı, bazı küçük gruplar 2015’te, SDG adı altında bir araya getirilip PKK’ya resmiyet ve meşruiyet kazandırılmıştı.

Başbakan Yıldırım’ın Barzani’ye başsağlığı mesajı, ülkemizin bu kafalardan kurtulması gereğini ortaya koymaktaydı!

Başbakan Binali Yıldırım, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile telefonda görüşüp özür diler gibi davranması Milli vicdanı sızlatmıştı. Binali Yıldırım, TSK’nın Şengal ve Karaçok bölgelerine gerçekleştirdiği operasyonda ölen 5 Peşmerge için başsağlığı dileğinde bulunmuşlardı. Oysa bu durum, Barzani Peşmergelerinin PKK ile birlikte hareket ettiğinin kanıtıydı. Binali Beyin hatırlatması ve hesap sorması lazımdı: Sizin bu Peşmergeleriniz PKK kampında ne aramaktaydı? Evet, Barzani suçüstü yakalanmıştı, ama onları asıl şımartan işte bu AKP kafasıydı!

ABD’nin, TSK’yı uyarma küstahlığı!

ABD’nin Avrupa Kuvvet Komutanı Scaparrotti’nin, Ankara ziyaretinde Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a ‘Rojava endişesi’ni(!) ilettiği ortaya çıkmıştı. Scaparrotti, TSK’nın son saldırılarında ABD’yle yeterli koordinasyon kurmadığından yakınmıştı.

TSK’nın Rojava ve Şengal’deki terör örgütü YPG hedeflerine yönelik saldırıları konusunda Ankara’yla Washington arasındaki gerilim tırmanmıştı. Rojava’da askerleri bulunan ABD’nin, ‘koordinasyon yetersizliği’ne dair endişelerini bizzat Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a ilettiği ortaya çıkmıştı. Açıklama, ABD’nin Avrupa’daki Kuvvet Komutanlığı’nın sözcüsü Danny Hernandez’den yapılmıştı. Hernandez, ABD’nin Avrupa’daki en üst düzey askeri yetkilisi olan Avrupa Kuvvet Komutanı Curtis Scaparrotti’nin Hulusi Akar’la Ankara’da yaptığı görüşmede “endişelerini aktardığı”nı açıklamıştı. Oysa TSK’nın bu operasyonları ABD’ye bildirmesi, PKK’ya haber vermesi anlamını taşırdı! TSK’nın kararlı tavrı karşısında Amerika ve Rusya sızlanmaya başlamıştı.

NY Times Gazetesine göre: 5 ülke nasıl 14 ülkeye parçalanırdı?

Amerikan New York Times Gazetesi İslam coğrafyasına yönelik yeni bir harita yayınlamıştı. İç savaşın devam ettiği Irak, Suriye ve Libya haritada bölünmüş yer alırken en dikkat çeken nokta ise 5 parçaya ayrılan Suudi Arabistan olmaktaydı. Amerika öncülüğünde Batı eliyle yeni bir sınır ayrımına sürüklenen İslam coğrafyasına ilişkin New York Times Gazetesi’nin bu haritasının ABD Dışişleri danışmanı Siyonist John Stilides’in“Türkiye, bir daha birleşmeyecek şekilde bölünebilir” açıklamasından sonra deşifre olunması anlamlıydı. ‘5 Ülke Nasıl 14 Ülke Oldu’ başlığını taşıyan haritada yoğun iç savaşın yaşandığı ülkeler yer almıştı. Gazetenin servis ettiği haritaya göre Suriye, Irak ve Libya üç parçaya bölünmüş, Yemen ise ikiye ayrılmış olarak yayınlanmıştı. En dikkat çeken nokta ise henüz somut bir karışıklığın yaşanmadığı Suudi Arabistan’ı ise beş parçaya bölünmüş bir şekilde servis etmiş olmasıydı. Harita üzerine düşülen notlarda ise şu bilgiler yer almıştı:

Suriye

Mezhepçilik ve etnik savaş, Suriye’yi en az 3 parçaya bölebilir:

1- Aleviler, on yıllardır Suriye’yi kontrol eden azınlık bir gruplar ve kıyı koridoruna hakimler.

2- Suriye’den bir Kürdistan kopup, Irak Kürtleri ile birleşebilirler.

3- Sünniler, kendi aralarında/şehirleriyle birleşerek Sünni bir devlet kurabilirler.

Irak

En basit bir örnek olarak Kuzeydeki Kürtler Suriye Kürtlerine katıldı. Sünnilerin baskın olduğu birçok bölge, Suriye Sünnilerine katıldı ve güney tarafı Şii’lerin oldu. Göründüğü gibi temiz değil.

Libya

Güçlü aşiret ve bölgesel rekabetler sonucunda Libya, iki tarihi parçasına geçebilir -Trablusgarp ve Sirenayka- ve muhtemelen güneybatıda üçüncü bir Fizan devleti kurulabilir.

Monarşi Öncesi Suudi Arabistan

Suudi Arabistan, uzun süre iktidarın yeni nesil prenslere kaymasıyla yüz yüze gelebilecek kendi örtbas edilmiş iç bölünmeleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Krallığın birliği, kabile farklılıkları, Sünni-Şii ayrımı ve ekonomik zorluklar tarafından daha da fazla tehlike altına giriyor. Modern devletin öncesindeki eski beş bölgeli yapısına dönüşebilir.

İki Yemen

En yoksul Arap ülkelerinden biri olan Yemen’in ikiye bölünmüş parçasından biri olan Güney Yemen’de, bağımsızlık için yapılacak olası bir referandumu takiben tekrar iki parçaya bölünebilir. Daha güçlü bir ayrılmadan sonra, Güney Yemen’in tamamı veya bir parçası Suudi Arabistan’ın bir parçası haline gelebilir. Hemen hemen tüm Suudi ticareti deniz yoluyla yapılır ve Arap Denizine doğrudan erişim, Basra Körfezi’ne olan bağımlılığı azaltacaktır. Ayrıca, İran’ın, Hürmüz Boğazı’nı kesme gücünün olmasından dolayı da bir korku var.

Kadir Topbaş’ın İstanbul’a özerklik istemesi, Türkiye’nin bölünmesinin ilk aşaması mıydı?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Kadir Topbaş… Devamını okumak için tıklayınız.


[1] Bak: http://www.hurriyet.com.tr/topbas-istanbula-ozerklik-istedi

Güncel makalelerimizden istifade etmek istiyorsanız lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi yazarak bize gönderiniz.