TÜRKİYE, TARİHİ VE KRİTİK BİR YOL AYRIMINDAYDI…

125
Paylaş:

29 Nisan 2019

31 Mart 2019 Belediye Seçimleri sonuçları AKP’de sarsıntıya yol açmıştı. Cumhur İttifakı’nın ortakları, birbirlerini savunuyor ve sahip çıkıyor görüntüsü altında, toplumu ve teşkilatları daha da kızıştırıp kışkırtan tavırlar takınmaktaydı.

Cenaze töreninde Kemal Kılıçdaroğlu’na saldıran Osman Sarıgün, bizzat Ömer Çelik’in açıklamasıyla AKP üyesi çıkmıştı!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, Ankara’daki Şehit cenazesinde yumruk atan kişinin, Akkuzu’lu köyünden Osman Sarıgün olduğu saptanmıştı. Saldırıdan sonra kaçan Osman Sarıgün, jandarma ve polis tarafından Sivrihisar’da yakalanmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun şehit cenazesinde saldırıya uğramasını, “Erdoğan’ın ‘musafaha’ ve ‘Türkiye İttifakı’ söylemini bozma amaçlı olabileceği…”yorumları yapılmıştı.

Kemal Kılıçaroğlu’nun Ankara Çubuk’ta katıldığı şehit cenazesinde saldırıya uğraması tartışılmaktaydı. İstenmeyen olayın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim sonrası ortamı yumuşatan açıklamalarından hemen sonra gelmesi kafaları karıştırmıştı. Hatırlanacağı üzere; Türkiye İttifakı çağrısı yapan Erdoğan, “Dönem, kızgın demiri soğutma, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemidir.” açıklamasını yapmıştı.

“Çubuk’taki olayın, AKP Genel Başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘Türkiye İttifakı’ söylemini gündeme taşıyıp, farklı düşünenlerle musafahayı (el sıkışmayı) tavsiye etmesinden saatler sonra meydana gelmesi herhalde dikkat çekmiştir. Eylem CHP liderine karşı yapılmış olsa da aslında olayla sınanan iktidar partisidir. Herhalde istenen ve hedeflenen, bir süredir politika haline dönüşmüş dışlayıcı ve toplumu kutuplaştırıcı söylemden vazgeçilmemesi, o söylemin ayniyle sürdürülmesidir. AKP bu tuzağa düşmemeli, kendi aralarında veya yakınında bulunup telkinleriyle yönetilemez bir ülke tablosuna harç taşıyanların neye hizmet ettiklerini doğru değerlendirmelidir.”[1] yorumları anlamlıydı.

Ve zaten Kemal Kılıçdaroğlu saldırısına karşı, CHP’den hemen sokağa çıkma kararı alınmıştı!

Şehit cenazesi sırasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na gerçekleştirilen saldırının ardından, CHP İl örgütleri 81 ilde eş zamanlı sokağa çıkma kararı almıştı. Olağanüstü toplanan MYK toplantısında alınan kararın ardından, eylem duyuruları yapılmıştı. Evet, maalesef ülkemiz, yeni bir kavga ve kaos ortamına kaydırılmaktaydı…MHP’nin Antalya kampında konuşan Sn. Devlet Bahçeli’ye göre: “İstanbul’da Belediye seçimlerinin yenilenmesi bir BEKA meselesiydi.” Bu yaklaşıma göre: “Yapılan seçimleri şayet AKP ve MHP ittifakı kazanırsa; bu durum, Cumhurun feraset ve keramet olgusu demekti, Milli iradenin tecellisiydi… Ama eğer muhalefet seçimi kazanırsa, o zaman bu bir BEKA SORUNU haline gelirdi, kıyamet ve felaket senaryosu demekti!?..”

Antalya kampında yaptığı açıklamada iktidarın ve ortağının sayım hazımsızlığını tenkit eden Fehmi Koru’ya yüklenen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, şu ifadeleri kullanmıştı:

“’Mesela FETÖ’nun Fehmi’si ve Pennsylvania’nın Koru’su alenen husumet aşılamaya çalışmaktadır. Öteden beri kronik MHP düşmanı olan bu zat anlaşılan 15 Temmuz’un rövanşını almak için kuyruğa girenler arasına adını çoktan yazdırmıştır. Bu şahsın halen elini kolunu sallayarak geziyor olması hayret verici bir garabettir. Türkiye’yi yöneten parti bellidir, görevinin başındadır. MHP ise denge ve denetleme konusunda sorumluluk üstlenmiştir. Bu çürük yumurta ne hakla yazıp çizmekte, bunları söylemektedir.”

Oysa bir zamanlar FETÖ’yü desteklemek ve o dönemlerin hasretini çekmek ayrı bir şeydi, ki o süreçte Fetullah Gülen hainini en çok destekleyenlerin, büyütüp besleyenlerin başında Sn. Erdoğan ve ortakları gelmekteydi. -Ama genelde bütün yurt sathındaki, özelde İstanbul’daki seçim hazımsızlığını, tekrarlanan sayım sonuçlarını ve ille de AKP (Cumhur) adayını kazandıracağız şeklindeki dolaylı dayatma tavrını eleştirmek başka bir şeydi- Bu antidemokratik ve despotik tavrı tenkit eden herkesi “FETÖ”cülükle suçlamak, saçmalamaktan öte bir iftira ve susturma yöntemiydi. Yoksa Fehmi Koru’nun tarafını da, tarzını da, ayarını da herkes bilmekteydi.

Seçimden sonra MHP lideri Bahçeli, “Halk Büyükşehirlerin Başkanlarını seçsin, bağlı İlçelere Başkanları da o atasın” gibi bir teklif getirmişti. Hatta bazıları “tüm Belediye Başkanlarını Cumhurbaşkanı tayin etsin!” demişti. Ee, Cumhurbaşkanı YÖK Başkanını seçsin. Cumhurbaşkanı rektörleri belirlesin. Cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesi üyelerini tayin etsin. Ve şimdi de “Cumhurbaşkanı, Belediye Başkanlarını da seçsin” teklifleri bizim; “Cumhuri Krallık” dediğimiz sürece doğru bir gidişin ifadesiydi.

Oysa bazı yazar ve yorumcular, “CHP’nin resmi görüşü olarak henüz ortaya koyulmamışsa da, bu girişimlere karşı fikir jimnastiği olarak konuşulan olasılıklar şöyle” diyerek madde madde şu seçenekleri sıralamışlardı:

• Seçimlerin adil biçimde tekrarlanacağına inanırsak girelim ve daha farklı bir biçimde kazandığımızı gösterelim.

• Tekrarın yasalara uygun biçimde yapılmasını sağlamak önemli. Seçmen listelerinin değişmesine, AKP’nin İstanbul dışına taşıdığı seçmeni bu kez yeniden İstanbul’a taşımasına izin vermeyelim. Böyle bir durum zaten tüm seçimin iptali anlamına gelir.

• Şayet tekrarlanan seçimlerin adil olmayacağına dair bir kanaat oluşursa, seçimleri boykot edelim. Tekrarlanan seçimlerde aday göstermeyelim.

• Gerekirse seçilen ve mazbatasını almış olan CHP’li Belediye Başkanlarını da istifa ettirelim.

• Bir sonraki aşamada ise TBMM’deki CHP grubu da tümden istifa ederek çekilelim ve ülkedeki antidemokratik ortamı protesto edelim.

Habertürk yazarı Nagehan Alçı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik şehit cenazesindeki saldırıyla ilgili merak edilen tüm detayları, 22 Nisan 2019 tarihli yazısında paylaşmıştı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Ankara Çubuk’ta şehit er Kırıkcı’nın cenaze namazı sonrası bir grup tarafından protesto edilerek saldırıya uğramış, Kılıçdaroğlu güvenlik için götürüldüğü evden zırhlı araçla çıkarılmıştı. Merak edilen korkunç olayın perde arkasına ilişkin detayları, yazar Nagehan Alçı, Habertürk’teki köşesinde şöyle anlatmıştı:

Soru işareti yaratan değişiklik neden yapılıyordu?

“Cenazenin ilk başta Çubuk ilçesinde yapılması planlanıyor. Ve İlçede polis geniş güvenlik önlemleri alıyor. Fakat sonra ne olduysa cenaze doğrudan köye alınıyor. “Köyün camisinin avlusu ve dışındaki meydan daha geniş” gibi bir gerekçe sunuluyor. İşte birinci tuhaflık bu noktada sırıtıyordu!?

Jandarma, bu ziyareti son dakikada öğreniyordu!

Devamı için tıklayınız.

Güncel makalelerimizden istifade etmek istiyorsanız lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi yazarak bize gönderiniz.

Bu makaleyi sesli olarak da dinleyebilirsiniz.