KADINLARLA İLGİLİ; YOBAZLAŞMA VE YOZLAŞMA SÜREÇLERİ

119
Paylaş:

5 Nisan 2021

Kadın Hakları Konusunda Hz. Muhammed’in (SAV) Vefatından Sonra Yaşanan Bozulma:

“İslam, kadınlara, o güne kadar hiçbir toplumda görülmemiş hak ve özgürlükleri vermiş; kadınlar, dilediğiyle evlenebilir, mirastan pay alabilir, istedikleri gibi mülk edinebilir, çalışabilir, mehirlerini aileleri değil kendileri alabilir duruma gelmişlerdir. Ancak İslam’ın kısa zamanda çok geniş bir alana yayılmasıyla, Kur’ani reformlar, dine yeni giren kültürlerin gelenekleriyle çarpışmış ve bu çarpışmalar ile yeni “melez” kültürler meydana gelmiştir. Oluşan yeni kültürel yapıların kadınların durumunu kötüleştiren uygulamalar barındırması, kadınların kazandıkları haklarını kaybetmelerinde önemli bir etken olmuş, kadın düşmanı uygulamalar, İslam kültürüne sızıp kural olarak kabul edilince doğal olarak zaman içinde İslam ile özdeşleştirilmişler ve İslam ile özdeşleşince de artık değişmez hükümler zannedilmişlerdir. Buna ek olarak hemen hemen hepsi erkek olan hadisçiler ve fıkıhçıların, cinsiyetlerini merkeze alan yorumlarıyla da yavaş yavaş eski düzen geri getirilmiş ve kadınlar kazandıkları haklarından mahrum bırakılıvermişlerdir.”[1]

Saptamaları doğrularla yanlışların harmanlaştırılmasıdır. Evet Hz. Peygamberimizden sonra, güya takva perdesi altında, kadınlara yönelik kısıtlamalar yaşandığı ve bu konudaki temelsiz fetvaların Dini esaslar sanıldığı maalesef bir vakıadır. Ancak bu bahane ile bütün “Erkek hadisçilerin ve fıkıhçıların, cinsiyetçi bir yaklaşımla” kadınlarla ilgili dini gerçekleri ve özgürlükleri saptırmak ve yok saymakla suçlamak insafa aykırıdır. Çünkü kadınlarla ilgili yobazlaşma kadar, yozlaşma girişimlerinin de tehlikeli ve tahrip edici olduğu gözden kaçırılmıştır. Bugün ailevi ve ahlâki yapımızı temelinden sarsan ve tamamen istismar ve suistimal konusu yapılan İstanbul Sözleşmesi ve tek başına kadınların beyanının yeterli ve geçerli sayılıp nice erkeklerin mağdur edilmesi gibi yanlışlık ve haksızlıklar meşrulaştırılmaya mı çalışılmıştır?

(Hz. Ömer’in oğlu olan ve Sahabenin büyüklerinden sayılan) Abdullah bin Ömer’den rivayet edilen, Buhari’deki şu hadis, meseleyi güzel tarif etmektedir:

Devamı için tıklayınız.

    Güncel makalelerimizden istifade etmek istiyorsanız lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi yazarak bize gönderiniz.