ADİL DÜZEN İNKILABI VE YAYILMA ŞANSI

74
Paylaş:

18 Nisan 2019

illi Görüş Medeniyeti’nin Yayılma Şansı ve Stratejisi

Beklenen değişim ve dönüşümle birlikte, adım adım yürürlüğe konacak olan Adil Düzen’in uygulanması sonucu oluşacak Milli Görüş Medeniyeti’nin, sadece ülkemizde ve bölgemizde değil, aynı zamanda bütün yeryüzünde hızla yayılacağı ve bütün insanlığı etkisi altına alacağı ve çok mutlu ve muhteşem bir dönemin başlayacağı beklenmektedir.

Milli Görüş Medeniyeti’nin yayılma şansını artıran başlıca etkenler ise şunlardır:

1- Komünist ve kapitalist sistemlerin iflası ve bütün insani değerlerin imhası: Siyonizm’in güdümündeki emperyalist batı medeniyetinin, maneviyatı inkârcı ve ahlaki değerlere karşı isyancı bir düşünceye dayanmış olup, ekonomik ve sosyal dengeyi de bir türlü sağlayamamış olması, Milli Görüş Medeniyeti’ne bir nevi zemin hazırlamıştır.

2- BM ve NATO gibi kuruluşların çifte standartlı ve art niyetli olduklarının ve artık dünya barışını sağlayamayacaklarının kesinlikle anlaşılması: Bosna, Çeçenistan, Azerbaycan, Cezayir, Sudan, Keşmir, Ruanda ve Kosova ve özellikle Filistin olaylarında, Irak ve Afganistan saldırılarında Birleşmiş Milletler’in çaresizliği ve hatta zalim ve saldırganlara tarafgirliği, itimat ve itibarını tamamen bitirmiş, İslam Birleşmiş Milletleri ve İslam Savunma Paktı gibi yeni oluşumlar, artık ihtiyaç haline gelmiştir.

3- Batılı insanın tamamen yozlaşması ve kendi değerlerini savunma ve bu uğurda sıkıntı ve zorluklara katlanma yeteneğini kaybetmiş olması:

Bütün manevi değerlerinden ve ölüm ötesi (ahiret) düşüncesinden tamamen yoksunlaşan ve yozlaşan batılı insan, İslami güçlere ve gelişmelere karşı başlatılacak saldırı ve savaşlara katılma ve bu uğurda fedakârlıklara katlanma duygusunu çoktan yitirmiştir… Şehvetin, lezzetin ve servetin esiri olmuş bu uyuşuk ve pısırık insanların, Hak’kı ve adaleti hâkim kılma arzusuyla ve insanlığa hizmet duygusuyla dopdolu olan şuurlu Müslümanların karşısında tutunmaları imkânsız gibidir.

Ve hele Birleşik İslam Güçleri ve Müslümanların yıllardır gizlice ürettikleri bilinen üstün teknolojileri karşısında, önce korku ve telaş, sonra da çaresizlik içerisinde teslimiyet göstereceklerdir.

4- Siyasi ve ekonomik yönden İslam Birliği’nin muazzam bir güç oluşturması:

Üstad Bediüzzaman’ın: “Bu zamanın en büyük farz vazifesi İttihad-ı İslam’dır. (İslam Birliği için çalışmaktır…)

Onun için (bu konuda) tembellik (göstermek)le günahınız büyüktür. Ve (şayet İslam Birliğini kurmak için çalışırsanız o takdirde) iyiliğiniz ve haseneniz (sevap ve şerefiniz) de gayet büyük ve ulvidir. Hususan (özellikle) kırk-elli sene sonra Arap (ve Türk) taifeleri Cemahir-i Müttefika-i Amerika (Amerika Birleşik Devletleri) gibi, en ulvi (yüksek) bir vaziyete girmeye (yıllardır) esarette kalan hâkimiyet-i İslamiyeyi, eski zaman(da olduğu) gibi küre-i arzın nısfinde belki ekserisinde (yeryüzünün yarısında belki çoğunda) tesisine (İslam Birleşmiş Milletlerinin kurulmasına) muvaffak olmanızı rahmet-i İlahiden kuvvetle bekliyoruz.”[1]

“İnşallah-u Taala Cemahir-i Müttefika-i İslamiye (İslam Birleşik Cumhuriyetleri) de meydana gelecek ve İslamiyet dünyaya hâkim ve hükümran olacaktır.”[2] diye kuvvetle ümit ettiği ve müjde verdiği, Milli Görüş’ün Muhterem Liderinin de İslam Birliği’ni (İttihad-ı İslam’ı) oluşturmak üzere;

a- Siyasi yönden “İslam Birleşmiş Milletleri

b- İktisadi yönden “İslam Ortak Pazarı”

c- Askeri yönden “İslam Savunma Paktı”

d- Bilim ve teknoloji yönünden “İslam İlim ve Kültür İşbirliği Teşkilatı”

e- Para birliği yönünden “Ortak İslam Dinarı” gibi evrensel dayanışma unsurlarının plan ve projelerini bitirdiği, ön hazırlık ve alt yapı hizmetlerini hazır hale getirdiği, bu mutlu ve muhteşem oluşumlar karşısında, hiçbir hain güç tutunamayacak ve “Hak gelince, bâtıl zail olacaktır.”

5- Aynen Rusya gibi, Amerika ve Avrupa ülkelerinde de, dikta rejimlerin baskısından kurtulmayı bekleyen etnik ve sosyal kesimlerin, isyana kalkışması ve yıllardır gasp edilen haklarını almaya başlaması: Türkî Cumhuriyetlerin ve diğer mağdur ve mazlum milletlerin Rusya’nın esaretinden kurtulmaya çalıştıkları gibi, Zencilerin, Kızılderililerin, hatta Yahudi ve Protestanlar dışındaki Hristiyan kesimlerin Amerika’dan ve hâlâ sömürge hayatı yaşayan Afrika ve Asya’daki devletlerin Avrupa’dan haklarını aramaları, hürriyet ve haysiyetlerine kavuşmak için fırsat kollamakta olmaları da, Milli Görüş Medeniyeti için önemli bir avantaj sayılmalıdır.

6- Manevi boşluk ve ahlaki bunalım içinde kıvranan ve Siyonist güdümlü sermaye ve siyasetin kölesi yapıldıklarının farkına varan batılı aydınların, kendi toplumlarını Siyonist sömürüye karşı uyandırması ve ayaklandırması:

Avrupa ve Amerika’da Siyonist sömürü ve sermaye diktatörlüğü aleyhindeki yazı ve yayınların çoğalması, anti-Siyonist teşkilat ve faaliyetlerin yoğunlaşması da Milli Görüş’ün “dünyada değişim” planlarını kolaylaştıran unsurlardandır.

7- I. ve II. Dünya Savaşları’nda Siyonist Yahudi mihrakların kışkırttığı ve kullandığı Amerika ve yandaşlarından intikam alacakları günü bekleyen Almanya ve Japonya gibi ülkelerin bu cephede yer alması:

I. ve II. Dünya Savaşları’nda yıkılan ve uzun yıllar siyasi ve ekonomik baskı altında tutulan Alman ve Japon halkları, bu esaret ve ezilmişliğin intikamını alacakları günü kollamaktadır.

Ekonomide süper güç olan Almanya ile, teknolojide süper güç olan Japonya’nın saf değiştirmesi, Siyonist hâkimiyetinin çöküşünü hızlandıracaktır.

“Sen onları (derli toplu bir) cemaat sanırsın. Halbuki kalpleri darmadağınıktır.”[3]

“O gün dostlar, birbirine düşmandır.”[4]

“Nihayet Hak gelince, onlar istemedikleri halde Allah’ın emri galip olacaktır.”[5] ayetleri de, bazı zoraki birlikteliklerin bozulacağına işaret buyurmaktadır.

8- Yıllardır dış güçler ve onların uşağı olan zalim diktatörler tarafından devamlı horlanan, hakaret ve haksızlığa uğrayan Müslüman halkların içlerinde biriken “onurlu ve huzurlu yaşama” duygularının taşması ve özgürlük gayretinin şahlanması.

9- Lüks ve konfor içinde pelteleşen batı toplumlarına karşılık, hayata ve hürriyete susamış Müslümanların ve mazlumların dinç ve dinamik yapısı: Her türlü nimet ve lezzet içinde bir nevi bunayan ve doyuma ulaşan ve artık dünyadan bir beklentisi kalmayan ve gerçek mutluluğu ve kalbî huzuru bir türlü yakalayamayan, küfür ve kötülük batağındaki ihtiyar batı insanına karşılık;

Asırlardır, her türlü hakları elinden alınmış, aç ve muhtaç bırakılmış, huzur ve haysiyete susamış genç ve dinç Müslümanların ve ezilmiş Asya ve Afrika halklarının haklı ve hayırlı bir hırs ve heyecanla çalışacakları ve çarpışacakları da, çok özel ve önemli bir noktadır.

10- Müslümanların Kaza ve Kadere inanması, savaştan ve ölümden korkmaması, cennet saadetini ve şehadet rütbesini gönülden arzulaması:

Evet, ahireti dünyadan, ölümü yaşamaktan daha üstün tutan, zilletle yaşamaktansa izzetle ölmeyi amaçlayan iman orduları karşısında, hiçbir saldırgan güç dayanamayacaktır.

11- Adil Düzen’in ve Milli Görüş Medeniyeti’nin “Sömürme ve Sindirme” esasına değil, Hakkaniyet ve Hoşgörü temeline dayanması, herkese ve her kesime, en geniş temel insan hak ve hürriyetlerini sağlaması:

Milli Görüş Medeniyeti’nin bu özelliğinden ve güzelliğinden dolayı, sadece Müslüman halklar ve ülkeler değil, hak ve adalete susamış diğer milletler ve devletler bile mıknatıslanmış gibi, Adil Düzen’in kurum ve kurallarına kucak açacaklardır.

Bilindiği gibi İslam, hem “din” hem “düzen”dir. Dinin, iman ve ibadet kısmı özeldir, sadece samimiyetle inananlar için geçerlidir.

Ama “Adil Düzen” kısmı ise evrenseldir ve bütün insanlar için gereklidir.

Devamı için tıklayınız.

Güncel makalelerimizden istifade etmek istiyorsanız lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi yazarak bize gönderiniz.