GOLAN, PALAVRAYLA DEĞİL, “İSLAM SAVUNMA PAKTIYLA” KURTARILIRDI!

131
Paylaş:

5 Nisan 2019

Siyonist ve Terörist çete İsrail, 1967’deki Altı Gün Savaşı’ndan beri işgal altında tuttuğu, Suriye’ye ait Golan Tepelerini ilhak (kendi topraklarına katma) kararı almış, ABD Başkanı Trump ise bu haksız ve dayanaksız kararı resmen tanıdığını açıklamıştı. BM’nin ve diğer ülkelerin cılız çıkışları hiçbir işe yaramamıştı, İsrail’e ve ABD’ye geri adım attırmamıştı; çünkü BM ve NATO zaten Siyonist odakların bir hizmetkârı olarak kurgulanmıştı. AKP iktidarının ve Sn. Erdoğan’ın kurusıkı itirazları da tam bir aldatmacaydı. Çünkü Sn. Erdoğan’ın yapacağı ilk şey, İsrail’le imzaladığı “Normalleşme=Siyonist girişimlerini destekleme” anlaşmasını iptal ettiğini açıklamasıydı. Hâlâ bunu bile yapmamıştı!? Bu arada 27 Şubat 2019’da; Trump’ın Yahudi damadı Kushner, İsrail’den sonra Ankara’ya uğramış ve Sn. Erdoğan tarafından Saray’da özel ağırlanmıştı. Acaba “100 yılın anlaşması” kılıfı altında ABD’nin, İsrail’in Golan’ı ilhak kararını onaylayacağı konusu da gündeme taşınıp nabız yoklanmış olmasındı!

İsrail’in Golan kararı, Ortadoğu’daki çatışmaları azdıracaktı!

Göreve geldiğinden bu yana, İsrail’i koruyan politikalarıyla büyük tepki çeken Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Siyonist müttefikine büyük bir jest daha yaparak, Golan Tepeleri’nde İsrail’in egemenliğini tanıdıklarını açıklamıştı. Uluslararası hukukun Suriye toprağı olarak tanımladığı Golan Tepeleri’nin ABD tarafından İsrail toprağı olarak tanınması, bölgedeki İsrail işgalini adeta meşrulaştıran skandal bir karardı.

Bilindiği gibi İsrail, 1967 yılındaki Altı Gün Savaşı’nda Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’ün doğusuna ilave olarak, Mısır toprağı olan Sina Yarımadası’nı ve Suriye toprağı olan Golan Tepeleri’ni de işgal ediyordu. Sina Yarımadası Camp David Anlaşmaları kapsamında Mısır’a geri verilirken, Golan da dahil olmak üzere diğer işgal edilen bölgeler, 1981 yılında dünyanın tanımadığı tek taraflı bir kararla İsrail tarafından ilhak ediliyordu. Birleşmiş Milletler; 1967 yılında İsrail’e savaş sonrasında işgal ettiği bölgelerden çıkma çağrısı yapıyor, 1981 tarihli ilhak kararları da BMGK tarafından açıkça uluslararası hukukun ihlali olarak tanımlanıyor ve yasadışı sayılıyordu. Yani İsrail, on yıllardan beri, normal koşullarda ağır yaptırımla karşılaşması gereken büyük bir suç işliyordu. Ayrıca İsrail, bir başka uluslararası hukuk ihlali gerçekleştirerek tıpkı Batı Şeria’da, Kudüs’ün doğusunda ve 2005 yılına kadar Gazze’de yaptığı gibi, Golan Tepeleri’ne de kendi vatandaşlarını yerleşimci olarak da taşıyordu. Bu ihlallerden de, hak iddialarından da geri adım atmayan İsrail, aynı zamanda uzun süredir ABD yönetimine Golan üzerindeki egemenliğinin resmen tanınması için baskı yapıyordu. Amerikan Siyonist Örgütü Başkanı Morton Klein ve İsrail İstihbarat Bakanı Yisrael Katz gibi isimler, aylardır Washington nezdinde bu yönde lobicilik faaliyeti yürütüyordu.

Golan’daki Zengin Su Kaynakları İsrail’in İştahını Kabartmıştı.

İşgalci İsrail Golan Tepeleri’ni neden bu kadar önemsiyordu? Bu ilginin arkasında hangi sebepler yatıyordu?

Golan’ın İsrail için bu denli önemli olmasının birkaç sebebi gösteriliyordu. Öncelikle bölge, Suriye ve Lübnan topraklarının bir kısmının gözetim altında tutulmasını sağlayan stratejik bir konuma sahip bulunuyordu. İkinci olarak, oldukça zengin su kaynaklarını barındırıyordu. 1968 yılında 120 sayılı askeri kanunun çıkarılmasından bu yana, bölgedeki yerel çiftçi nüfusun aleyhine olacak şekilde su kaynakları münhasıran İsrail için kullanılıyordu. Yine 1995 yılında dönemin İsrail Başbakanı İzak Rabin de Suriye’yle yürütülecek olası barış müzakerelerinde kendileri için en büyük tehlikenin, Golan Tepeleri’nin su kaynaklarını kaybetme olasılığı olduğunu söylüyordu. Bu su kaynaklarına ilave olarak, bölge genelinde yeni petrol ve doğalgaz kaynakları keşfedilirken, Golan Tepeleri’nin de bu türden doğal kaynakları bolca barındırdığı düşünülüyordu. Bu doğrultuda son beş yıldır İsrail tarafından sondaj çalışmaları yapılıyordu. Ayrıca Golan Tepeleri; Şam’a 60 km. yakınlıkta olup, Suriye, Lübnan ve Ürdün topraklarını gözetleyen hâkim ve stratejik bir savunma bölgesi oluyordu.

Devamı için tıklayınız.

Güncel makalelerimizden istifade etmek istiyorsanız lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi yazarak bize gönderiniz.