Üstad Ahmet Akgül Hocamızın: “Kim Sabrederse, Zafere O Erişecektir.” (Hadis-i Şerif) SOHBET NOTLARI

107
Paylaş:

16 Mart 2021

Kutlu ve mutlu sonuçlara, hep zorlu ve uzun çabalarla ulaşılır. Büyük başarılar, büyük fedakârlıklarla kazanılır. Olumlu ve onurlu zaferlere ise; ancak sorumlu ve şuurlu hedeflerin, planlı ve kararlı seferlerin sonucunda varılacaktır. “Ucuz etin işkenesi olmayacağı” gibi, uyuz ve uyuşuk tiplerin de kâşanesi (köşkleri) kurulmayacaktır.

Kâfir ve zalim Nemrut’un ateş tuzağından Allah’ın inayetiyle kurtulan Hz. İbrahim AS. Rabbimizin izniyle Urfa civarından Filistin topraklarına ve Kenan diyarına hicret buyurmuşlardı. Uzun yıllar geçmesine rağmen çocukları olmayınca mübarek hanımları Hz. Sare’nin de izni ve teşvikiyle Hacer validemizle evlenince; fıtrat damarı ve şeytanın kışkırtmasıyla Sare validemiz Hz. Hacer’i ve oğlu İsmail’i kıskanmaya başlamıştı. Aile fertlerini muhtemel kötü girişimlerden korumak isteyen Hz. İbrahim, yine Allah’tan aldığı hikmetli bir işaret üzerine, eşi Hz. Hacer’i ve sevgili oğlu Hz. İsmail’i alıp Hicaz bölgesine götürerek; tabiri caizse, kuş uçmaz, kervan konaklamaz… Dört tarafından yüzlerce kilometre civarında yerleşim merkezi bulunmaz… Simsiyah kayalıklar ve çorak kumsallarla kaplı ıssız ve susuz MEKKE vadisine bırakmıştı. Bebeği İsmail’le; bazı sürüngen, böcek ve haşerattan ve yırtıcı çöl canavarlarından başka bir şey bulunmayan böyle bir ortamda kendilerini yalnız bırakıp ayrılan Hz. İbrahim’e Hacer validemiz: “Bu senin çaresizlik tercihin mi, yoksa Rabbimizin hikmetli bir emri mi?” diye sorup, “Bu Mevla’mızın bir kararıdır ve bizim imtihanımızdır!” yanıtını alınca rahatlamış ve: “O zaman sorun yok, sıkıntı yok… Şayet Allah bu şekilde, açlıktan, susuzluktan ve bunaltıcı sıcaklardan helak olmamızı takdir etmişse, bize teslimiyetle razı olmak yaraşır; çünkü bunun sonunda O’nun rızası ve rıdvanı vardır. Yok eğer, yaşamamızı murad etmişse sebeplerini de yaratıp bize sahip çıkacaktır!” diyerek kocasını teselli etmeye çalışmışlardı. “Sen nasıl bir vicdan taşıyorsun? Bu ıssız ve acımasız vadilerde bizi bebeğimizle nasıl aç-susuz yalnız bırakıyorsun? Hiç mi üzülmüyor, hiç mi endişe etmiyorsun?” gibi itirazlara kalkışmamıştı. Çünkü Hz. İbrahim’in Allah’ın Nebisi olduklarına, O’nun emri ve izni dışında haksız ve hayırsız işlere kalkışmayacağına inanıyorlardı ve nice mucizelerine şahit olmuşlardı…

Devamı için tıklayınız.

    Güncel makalelerimizden istifade etmek istiyorsanız lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi yazarak bize gönderiniz.