Müspet Milliyetçilik Yararlıdır; IRKÇILIK İSE ZARARLIDIR

36
Paylaş:

29 Ağustos 2019

Yeniçağ Gazetesi Yazarı Esfender Korkmaz, “Türk-İslam Sentezi”ni tenkit ederken şunları yazmıştı:

“1960’lı yıllarda daha ileri düzeyde olduğumuz hâlde, bugün Güney Kore gelişmiş ülkedir ve biz gelişmekte olan bir ülkeyiz… Güney Kore’nin fert başına millî geliri bizi ikiye katlıyor… İslam’da dava (yaklaşımı); Türk-İslam Sentezi ile Türklük anlayışını ve Türk kültürünü de köstekledi… Türk-İslam Sentezi, 1970’lerin ortalarında Türkiye’de ortaya çıkan bir ideolojidir. Bu sentez, tartışılmakla beraber asıl zemini, Aydınlar Ocağı’nın 1984 yılında düzenlediği; ”Millî Kültürümüzün Temel Meseleleri” isimli bir seminerde, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Kürsüsü Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu tarafından yapılan sunumda buldu. Kafesoğlu; daha önce 1985 yılında yayınlanan geniş hacimli ”Türk Millî Kültürü” isimli kitabının özetini yaptı, adına ”Türk-İslam Sentezi” dedi ve bu kitap, 2018’de yeniden yayınlandı… İdeolojinin temel bir savı; Türklük kültürü, inanış ile İslamiyet arasında esasta bir uyum olduğu şeklindedir.”

Sentezin oluşması şöyle izah ediliyor: “Müslüman olan Türk siyasi kuruluşları artık; sosyal durum, iktisadi hayat, askeri ve idari yönlerde olduğu gibi; dil, edebiyat ve sanat itibariyle de yeni kültür şartlarının ereklerine uymuşlar ve farklı kültürün, kadim Türk kültürüne aşılanması ile farklı hüviyete bürünmeye başlamışlardır. Dolayısıyla, eski bozkır Türk devletleri ile İslami-Türk kuruluşları birbirinden oldukça ayrıdır. Değişikliğin başlıca sebeplerinden biri, İslamiyet’in aynı zamanda dünya ile ilgili faaliyetleri de kadrolayan kitabi bir din olmasıdır…” Doğrudur. İslam; Türk gelenek ve göreneklerini, devlet yapısını, kültür yapısını etkilemiş ve Atatürk’e kadar Türk değil, ümmetçilik ön planda olmuştur… Aslında ”Türk-İslam Sentezi” de; Türklüğü törpüleyip, ümmetçiliği ikame etmek için getirilmiş bir tuzaktır. Zira Kur’an; milletleri ayırmadan, ümmet demektedir. (Türk-İslam Sentezi) Türk Milliyetçiliğinin İslam tekeline sokulmasıdır.

Ayrıca; ”İslami itikatlarda, eski Türk dini inanç sisteminin esasları arasında şaşılacak ölçüde mutabakat mevcut bulunmaktadır” deniliyor. (Esfender Korkmaz, buna da katılmıyor…) Ancak Türklerin eski Gök Tengri anlayışında; “insanlar, ‘tarafsız ve adil olmalı’ şeklinde ulvi bir anlayış vardır. Bunun için Türkler, yıldırım ve şimşek gibi olaylarda, acaba doğaya zarar mı verdik, suları mı kirlettik, yoksulları mı incittik?” gibi gerekçeler arardı. İslam’da bu tarafsızlık anlayışı mevcut değildir. Cihat bu durumu açıklamaya yeter… Gök Tengri’ye inanan Türkler, 7 göbek soyundan gelen akrabalarla evlenmezdi. Bu gelenekleri İslam’dan sonra değişti. Zira Arap kültüründe böyle bir anlayış yoktur…”[1]

Öncelikle, kanaatlerini böylesine açık ve net olarak ortaya koyması veİslamiyet’in, Türklüğü bozup yozlaştırdığı” fikrini savunması, bir dürüstlük alâmetidir. Bazıları gibi müdara ve münafıklığa tenezzül etmemiştir. “Türk-İslam Sentezi”nin uydurma ve zorlama bir kavram olduğu da gerçektir. Çünkü İslam, Allah yapısı olarak eksiksiz ve mükemmel bir Din’dir. Her türlü sentezcilik bâtıldır ve şirktir.

Ancak:

“… Eski Gök Tengri anlayışındaki ‘insanlar tarafsız ve adil olmalı’ şeklindeki ulvi anlayışın” İslam’da bulunmadığını, “Cihat (kavramının) İslam’da tarafsızlık ve adalet ilkesinin olmadığının ispatı sayıldığını…” yani, “Cihadın zulüm ve barbarlık hesabına yapıldığını…” söyleyecek kadar bilgisizliğini ve gizli kinini deşifre etmesi, bize “bu kadar cehalet, ancak tahsil ile mümkündür” özdeyişini hatırlatıvermiştir.

Devamı için tıklayınız.

Güncel makalelerimizden istifade etmek istiyorsanız lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi yazarak bize gönderiniz.

Bu makaleyi sesli olarak da dinleyebilirsiniz.