İSLAM; EDEBİYAT DEĞİL, İCRAATTIR Kuru Heves ve Heyecan “Macerası” Değil, Hikmet ve Hizmet “Mecrası”dır.

7
Paylaş:

28 Şubat 2019

Benim için çok acı, ama açık ve çarpıcı bir rastlantıydı. Elazığ’la ilgili haberleri araştırırken Kanal 23’teki “Ajanda” programında, yakından tanıdığım ve hep hayırla ve hüsnü zanla andığım MÜSİAD Eski Başkanı Av. İbrahim Gök Bey’in, şu sözleri beni şaşırtmıştı:

“Elazığ’ın ‘Boğazkere ve Öküzgözü’ üzümlerinden kaliteli şarap üretilmesi ve içicilerin Fransa ve İspanya’dan ithal etmek yerine, Elazığ şarabını tercih edip tüketmesi gerektiğini… Ve bu yaklaşımın Elazığ tarımına katkı vereceğini”üstelik bir bilgiçlik ve hoşgörü havariliği edasıyla aktarmışlardı. Evet, bu durum bâtıl bir sistemi ve hıyaneti savunanların, nasıl yozlaşıp Hak yoldan çıktıklarının ibret ve hayret verici bir manzarasıydı. İnandığı gibi yaşamayan ve Kur’an nizamını savunamayan insanlar, sonunda yaşadıkları ve savundukları gibi inanmaya başlamışlardı. Şarap, kumar ve faizi bir kazanç kapısı sayan ve bu haram ve hayâsızlıkların doğal ve normal olduğunu savunan bir insan, artık imani ve vicdani duyarlılıklarını kaybetmekle karşı karşıyaydı. Av. İbrahim Gök Bey’in bu yanlış ve yalama yaklaşımı: “Esrar ve eroin gibi çeşitli uyuşturucuların Avrupa’ya ve diğer gâvurlara satışı ve bunların kazancı mubahtır” fetvası veren bazı fasık ve sapık hocaların vicdansız tavrından farksızdı. Maalesef İbrahim Gök gibi pek çok AKP yandaşı, güya hâlâ İslamcı, hâlâ dindar tavırlı ve hâlâ sakallıydı. Ve bunlar Millî Görüş kaçkınlarıydı. Oysa, şarabın ve tüm uyuşturucuların, sadece Müslümanlara değil, hangi din ve kavimden olursa olsun, bütün insanlara satılması ve tabi üretilip hazırlanması haramdır ve yasaktır. Çünkü her türlü içki ve uyuşturucu çeşitleri insan sağlığının, toplum hayatının ve genel ahlakın bozulmasına yol açtığı için “temel insan haklarına aykırı” sayılmıştır.

Aynı programda katılımcı olarak bulunan ve Elazığ’ın yetiştirdiği ender ve rehber şahsiyetlerden olan mübarek Şeyh Haydar Baba Hazretleri’nin torunu Sn. Yunus Evliyaoğlu da, maalesef bu hezeyanlar karşısında susmak ve karşı çıkmamak suretiyle, Av. İbrahim Gök’ün “Elazığ ekonomisini kalkındırmak üzere, şarap üretimi yapılıp pazarlanması”teklifini dolaylı biçimde onaylamış, en azından bu talihsiz beyandan rahatsızlık duymamışlardı.

Evet, AKP yandaşlığı işte insanı böyle yapardı. İbrahim Gök gibileri bir zamanlar şarap fabrikasının ve faizci bankaların önünden geçerken, en azından buğz edip huzursuzluk duydukları haramları, şimdi kazanç kapısı saymaktalardı. Biz böyle inanıyor ve âleme ilan ediyoruz ki; her bakış açısı, yaşam tarzı ve kazanç kuralları bir din anlayışını yansıtmaktadır. Ama bu Din Hak mı Bâtıl mı? Bu da şahısların ve toplumların tensip ve prensiplerine göre şekil almaktadır. Bunun gibi her “Din” de elbette bir hayat tarzı, bir hukuk ve ahlak nizamıdır.

İslam, hâşâ bir macera arayışı veya geçici-güncel bir kandil heyecanı değil, o bir huzur, onur ve sorumluluk, yani kulluk mecrasıdır. Tekrar ediyorum; İslam macera değil, bir “mecra”dır, İlahi bir nur, onur ve huzur kaynağıdır. Teknoloji oldukça gelişse, artık istediğimiz anda Ay’a ve diğer gezegenlere gidip gelme imkânı doğuverse bile, bizim işimiz yine Mars’ta ezan okuyup namaz kılmak, yine Merih’te, görüşü-kültürü ne olursa olsun, tüm insanların temel haklarını sağlayacak, Kur’anî kurallara uygun ve uygar bir Adil Düzen kurmak olacaktır. Ve tabi özellikle vurgulayalım ki, İslam bir istismar aracı olmadığı gibi, bir kuru edebiyat ve tarihi hatırat tekrarı da olmayıp; çağın, şartların ve ihtiyaçların doğurduğu bütün sorunların aşılmasının asli ve kutsi dayanağıdır.

Sadece laf cambazlığıyla uğraşan, İslam’ı bir edebiyat ve istismar konusu yapan şair ve hatipleri, Kur’an şöyle anlatıp uyarmaktadır:

“(Şimdi) Size şeytanların kime ineceğini (ve hangi yanlış ve saptırıcı şeyler ilham edeceğini) haber vereyim mi?”

“(Bu şeytanlar) Onlar; (gerçeği tersine çevirerek) pervasızca yalan ve iftira düzmekten çekinmeyen, günaha ve riyakârlığa yönelen herkese (kötü maksatlı ve palavracı şair ve hatip kimselere) inerler. (Onları hayali kuruntulara sevk ederler.)”

“(O yalancı şair, hatip ve yazarlara gelince) Bunlar; (şeytanlara) kulak verirler, pek çokları da (bile bile) yalan söylerler.

“(Böylesi) Şairlere ise, (cehalet ve şehvetle) sapıtmış ve azıtmış kimseler takılıp giderler.”

“Ve onları görmez misin ki, her vadide (bâtıl işlerde, boş eğlencelerde ve vehimler peşinde) gafil ve şaşkın gezinirler.”

“Ve onlar (yalancı şairler ve bunlara uyanlar) yapmadıkları (ve yapamayacakları) şeyleri söyler (uydurma hayal ve heveslerle kendilerini ve çevrelerini aldatır ve övünür)ler.

“Ancak iman eden, (ibadet ve istikametle) salih ameller işleyen ve Allah’ı çokça zikreden ve kendilerine (ve dinlerine) zulüm (ve hakaret) edildikten sonra, (rakiplerine karşı İslâmi bir gayretle) üstün gelme (ve onları zelil ve aciz düşürmek üzere) yardımlaşıp savunmaya girişen (mü’min şairler ve yazarlar) müstesnadır. (Haksızlığı ve ahlaksızlığı yaymaya çalışan zorbalar, din istismarcısı ve yozlaştırıcısı iktidarlar ve onları alkışlayan riyakâr ve ucuz kahraman şair ve yazar takımı bütün) Zalimler ise nasıl bir inkılâba uğrayıp, hangi dönüşümle devrileceklerini yakında bileceklerdir.” (Şuara, 221-227)

Yapmadığı ve zaten yapamayacağı konularda hava atmak, Allah’ın kahrına uğratır!

“Ey iman edenler! (Kendiniz yapmadığınız ve) Yapamayacağınız şeyi niçin (boşuna hava atmak kastiyle başkasına) söylersiniz?”

“(Böyle) Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük bir gazaba (sebebiyet verecek ve aleyhinize bir suç teşkil edecektir). [Not: Bazı Müslümanlar “Eğer Allah katındaki en makbul ameli bilsek, o yolda canımızı ve malımızı feda ederdik” demelerine rağmen, bu amelin CİHAD olduğunu bildiren ayetler gelince, bu sözlerinden yan çizmeleri üzerine bu İlahi tehditler indirilmiştir.]

“Doğrusu Allah, Kendi yolunda (tuğlaları ve bütün parçaları) sanki birbirine (kurşunla) kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak (irtibatlı, intizamlı ve itaatli bir teşkilat ve cemaat şuuruna ve sorumluluğuna sahip olarak cihad edip) çarpışanları sevmekte (ve desteklemekte)dir. (Ferdi ve fevri hareket edenleri değil.)” (Saf, 2-4)

Yaptıklarını abartanlar, hatta yapmadıkları fedakârlık ve kahramanlıklarla hava atanlar şiddetle kınanmıştır:

“İnsanlardan kimi de (Din’in tamamına sahip çıkmayıp, rahatına ve menfaatine uygun tarafından ve) bir ucundan (tutarak) Allah’a ibadet etmektedir. Eğer, (Allah’ın takdir ve taksiminden ve Kur’an’ın hükümlerinden) kendisine hayır(lı ve yararlı gördüğü bir şey) dokunursa, bununla tatmin (ve razı) olup (halini beğenmektedir). Eğer kendisine (sıkıntı verecek ve sorumluluk yükleyecek) bir fitne isabet ederse, (zor ve zahmetli bir emir ve imtihandan geçirilse, hemen) yüzüstü dönmektedir. (Allah’ın emrini ve kaderini bilmezlikten gelir. Nefsi bahanelerle hizmet ve mesuliyetten kaçıverir). İşte o (gibileri), dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte bu, en büyük ziyan ve en açık hüsran (demektir).” (Hacc, 11)

“(Meydana) Getirdikleri (bazı sonuçlarla) sevinip, gururla ferahlananları ve yapmadıkları (ve başaramadıkları) şeyler (ve sahip olmadıkları meziyet ve marifetler) nedeniyle övülüp (sahte kahraman gibi alkışlanmaktan) hoşlananları (kazançlı ve kıymetli) sayma (bu gibileri boşuna kıskanma), onları azaptan (ve Allah’ın gazabından) kurtulmuş da sanma! Onlar için acı bir azap (ve alçaltıcı bir akıbet) vardır.” (Al-i İmran, 188)

Dışı hoş içi boş lafların, hissiyatları coşturan ama insanları Hak nizam kurulsun diye şuurlandırmayan ve koşturmayan palavraların sahipleri Allah’ın ğadabına uğrayacaktır:

“Böylece bütün Nebilere (ve Hakk dava elçilerine), insan ve cinn şeytanlarından düşmanlar kıldık. Onlar birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler fısıldaşırlar. (Elçilerle yakın çevresindeki şeytani ekipler, sanki birbirlerine güveniyormuş tavrıyla sahte iltifatlar yağdırırlar.) Rabbin dileseydi (izin vermeseydi, elbette) bunu yapamazlardı. Öyleyse onları (Hakk davaya sızmış insan suretli şeytanları) yalan olarak uydurmakta oldukları iftiralarıyla baş başa bırak. (Seyret ki sonları nasıl olacaktır!)”

Devamını okumak için tıklayınız.

Güncel makalelerimizden istifade etmek istiyorsanız lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi yazarak bize gönderiniz.

Bu makaleyi sesli olarak da dinleyebilirsiniz.