AYDINLIK’IN DİN KÜSTAHLIĞI VE DARWİNİST ŞARLATANLIĞI

320
Paylaş:

28 Eylül 2017

15 Eylül 2017 tarihli Aydınlık gazetesinde, Şahin Filiz imzalı ve “Siyasal İslamcılıkta İnsan-Tanrı Kavgası ve Çelişkiler” başlıklı, talihsiz ve terbiyesiz bir yazı yayınlanmıştı. Hegel gavurunun, kasıtlı ve asılsız bir ithamla “Muhammedilik-Muhammed’in uydurduğu Din” şeklindeki safsata ve sataşmalarını, “bilimsel bir gerçek” gibi sunmaya ve İslam’ı, haşa, çağdışı ve bilim karşıtı gibi tanıtmaya çalışan bu zavallı zırvacı, hızını ve hıncını alamayıp, Erbakan Hoca’ya ve Adil Düzen programlarına da sataşmaya kalkışmıştı. Zalim ve ahlaksız Haçlı Batıyı İLERİCİ, “Muhammedi Doğu” diye hakarete kalkıştığı İslam’ı ise GERİCİLİK ve SEFİLLİĞİN kaynağı gösterme sahtekârlık ve küstahlığına soyunan Şahin Filiz isimli karanlık kafalı sözde Aydınlık yazarı, şu iftiraları yumurtlamıştı:

Kuşkusuz tarikat ve cemaatlerin kolektif gücünün bileşkelerinin yetiştirdiği siyasal İslamcı liderlerden birisi Necmettin Erbakan’dır. İnsan-Tanrı kavgasını ve bunun İslam’da yarattığı dış çelişkileri, Erbakan’ın “Davam” adlı kitabının çoğu yerinde saptamak mümkündür. Erbakan “doğru İslam”ı tarif ederken diyor ki: “Son zamanlarda fikir kirlenmesi olarak; modern Müslüman, ılımlı İslam, light İslam, çağdaşlık diye birtakım kavramlar kullanılıyor… Bu kavramlarla İslam’ı Protestanlaştırmaya çalışıyorlar… İslam, İslam’dır. Çünkü İslam dini, Allah yapısıdır. Bunun için mükemmeldir ve tastamamdır. Haşa zerre kadar noksanı, fazlası ve hatası bulunmamaktadır. Ona bir şey katılamaz ve ondan bir şey çıkarılamaz. Baştan sona haktır, hayırdır ve herkes için ve her yerde lazımdır. Çünkü İslam dünya ve ahiret saadetinin tek anahtarıdır.”

Erbakan, bu kitabının birkaç sayfa sonrasında bu söylediklerini büsbütün tekzip eder ve İslamcıların kafa karışıklığının lider profilinde nasıl zirveye çıktığını ispat edercesine der ki: “İslam demek; ilim, çağdaşlık, sosyal adalet ve adil düzen demektir. İlim Çin’de dahi olsa alınız hadisi İslam’da ilmin ne kadar önemsendiğini ortaya koymaktadır… “İki günü denk olan ziyandadır” buyuruyor Efendimiz. Ne olacak o zaman? Her gün daha ileriye gideceğiz. Yani ilericilik ve çağdaşlık asıl İslam’ın bir sıfatıdır…”

Şahin Filiz, şu saptırmalarını “Bilimsel saptama” diye yutturmaya çalışmaktaydı:

Oysa, ilericilik, çağdaşlık, sürekli ilerleme gibi kavramlar, İslam’da olmayan, ona sonradan Siyasal İslamcıların Batı ile rekabetin araçları olarak ekledikleri algısız kavramlardır. Bunların İslam tarihinde deneysel bir karşılığı yoktur; Erbakan’ın dediği gibi, tam da Batı’ya karşı İslam’ı Batı’nın kavramlarıyla savunurken, itiraf edilemeyen, üstelik karşı olunan protestanlaşmanın örneklerini oluşturur. Siyasal İslamcılık, Batı’da bilim ve teknolojinin gelişmesine koşut olarak üretilen bu kavramları, algı ve deneysel içeriklerini paranteze alıp salt savunma aracı olarak kullanmaktadır. İslamcıların kullandıkları kavramlar algısız bir bilimi, algıları ise kavramsız bir dini resmetmektedir. Siyasal İslam, algısız modern kavramlar uğruna insan kültürünü atlamıştır. Din, tanrısallık iddiasında bulunmakla birlikte, içinde daha çok insana, onun yapıp-etmelerine, yarattığı kültür ve tarihsel eserlere yer ayırarak sürekli mitosun tarihsel belge ile karşılaşmasına açık kapı bırakır. Ancak insan yapımı bilgi ve kültür, İslamcılık’ta dinin insanla ve doğa ile temasını sağlayan yaşamsal bağlar olmaktan çıkarılır.

Şahin Filiz, dinsizlik ve cahilliğine, bilgiçlik kılıfı sarıp şu safsataları yazmıştı:

Ancak İslamcılık, en zıt unsurların; aralarında anlamlı bir ilişkinin dahi kurulması kolay olmayan şeylerin tümünün bir arada ve aynı anda İslam’da benzersiz bir şekilde içerildiğini ileri sürerek Hegel’in deyimiyle “soyut kapsamlılık” söylemi geliştirir. Bu söylem, siyasal düzen iddialarına yansıyarak -Erbakan’ın İslami Adil Düzen iddiası gibi- keyfi ve rastlantısal genellemelere doğru evrilir. Hegel’e göre, “Muhammedi Doğu’nun coşkusu soyuttur, soyut olduğu için de her şeyi kapsayıcıdır. Hiçbir şeyin durduramadığı ve kendisini hiçbir şeyle sınırlamayan, hiçbir şey gereksemeyen bir coşkudur. Hegel, fanatizm yatıştıktan sonra geriye gönüllerde yer eden hiçbir töresel ilke kalmadığını ileri sürer. Ona göre coşku zamanla yok olunca “Doğu” en büyük sefilliğe batmıştır…”[1]

Halbuki İslam, hayat ve muamelatla ilgili genel esasları ve temel yasaları ortaya koymaktadır. Evrensel insan haklarına ve çağın ihtiyaçlarına uygun hukuk kurallarını yapmayı ise; Kur’an ve sünnet bağlamında, akli, ilmi ve vicdani dayanaklara bırakır. Dalgaların tesadüfen mantarlara, mantarların kendiliğinden maymunlara… Maymunların ise birdenbire ve rastgele insana dönüştüğüne inanacak kadar süper manyakların, Kur’an’ı ve Erbakan’ı anlayamamaları normaldir. Örneğin; doğal depremler sonucu dağların yarılması, kayaların kopması, rüzgarların çarpışması sonucu, çeşitli madenlerin tesadüfen birbirine karışması üzerine, mükemmel bir bilgisayarın ortaya çıktığını iddia etmek nasıl bir ahmaklık ve şarlatanlık ise; atomların, moleküllerin, hücrelerin, bitki ve hayvan organizmalarının ve hele bir insanın böyle tesadüfler sonucu oluştuğunu söylemek bundan daha büyük bir ahmaklıktır. Bu Darwinist devrimcilerin lideri Doğu Perinçek 1974 Şanlı Kıbrıs Çıkarmamızdan dolayı, kahraman ve kararlı TSK’mızı İŞGALCİ, rahmetli Rauf Denktaş’ı ve Kıbrıslı Milli Direniş kadrolarını ise İŞBİRLİKÇİ sayacak kadar aşağı ve bayağı bir tavır sergilerken, Erbakan tüm emperyalist Batı’nın baskılarına rağmen, bu barış harekâtının başlatılmasının mimarıydı. Erbakan Adil Düzen Projelerini hazırlarken de:

1-  Akli selimi

2-  Müsbet bilimi

3-  Tarihi deneyim ve birikimleri

4-  Vicdani kanaat ve tatmini

5-  İlahi Dini (Kur’an-ı Kerim’i ve Hadis-i Şerifleri) esas almıştır.

Bu 5 temel ölçüye göre hepsinin ittifakla; iyi, güzel, yararlı ve gerekli gördüğü şeyler DOĞRU; ve yine bu 5 temel ölçünün ittifakla; kötü, çirkin, zararlı ve gereksiz gördükleri ise YANLIŞ sayılmıştır. Filiz Şahin’in iddia ettiği gibi, Erbakan Hoca’nın o alıntı yapılan ilmi tespit ve tahlilleri arasında da asla bir çelişki bulunmamaktadır; tam aksine birbirini açıklayan ve tamamlayan yorumlardır. İslam Düşmanlığına ve şeytanlık damarına “bilimsellik” kılıfı takıp halkımıza yutturacağını sananların marjinal konumları ortadadır ve bu marazlı tavırları yüzünden toplum nezdinde asla saygınlık ve ağırlık kazanmamışlardır, kazanamayacaklardır.

Hak Din bilimin kaynağı ve dayanağıdır!

İslam dini akıl ve vicdan dinidir. İnsan, aklı ile Allah’ın bildirdiği gerçekleri görecek ve vicdanını kullanarak gördüklerinden sonuç çıkarabilecek yetenekle var edilmiştir. Örneğin akıl ve vicdan sahibi bir insan kendisine hiçbir bilgi verilmese bile evrendeki herhangi bir varlığın özelliklerini incelediğinde bunu üstün bir Akıl, İlim ve Güç sahibinin yarattığını anlayıverir. Veya dünyada yaşamın meydana gelebilmesi için gereken binlerce koşuldan sadece birkaçını görmesi bile, dünyanın insanların yaşayabilmeleri için özel olarak yaratılmış bir gezegen olduğunu anlaması için yeterlidir. Akıl ve vicdan sahibi bu insan, dünyanın tesadüfen oluştuğu gibi bir iddianın akıl dışı olduğunu ise kolaylıkla anlar. Kısacası aklını ve vicdanını kullanarak düşünen her insan Allah’ın varlığının delillerini tüm açıklığı ile görebilir.

Bu nedenle Allah, Kur’an’da insanları çevrelerindeki yaratılış delillerini düşünmeye ve incelemeye davet etmektedir. Tüm evrende var olan mükemmel ve muhteşem sistemleri, canlı ve cansız varlıklardaki harika sanat eserlerini inceleyen, gördükleri üzerinde düşünen ve araştırmaya yönelen her insan Allah’ın üstün aklını, ilmini ve sonsuz gücünü hemen sezecektir. Allah insanları, gökyüzü ve yıldızlar, yağmurlar, bitkiler ve hayvanlar, doğal ve sosyal olaylar, coğrafi farklılıklar gibi konularda araştırma ve inceleme yapmaya yöneltmektedir. Tüm bu varlıkları incelemenin ve araştırmanın yollarından biri ise başta da belirttiğimiz gibi bilimdir. Bilimsel araştırmalar sonucunda elde edilen bilgiler; insanlara yaratılışın sırlarını, Allah’ın sonsuz ilmini, aklını ve gücünü tanıtmaya vesiledir. Ve tarih boyunca insanlığa büyük hizmetler veren bilim adamlarının önemli bir bölümünün Allah’a inanan dindar kimseler olmasının nedeni de budur; bilimin Allah’ın kudretini takdir edebilmenin bir yolu olması…

Allah inancı bilim adamlarına büyük bir huzur ve heyecan kazandırır

Evet din, bilimi teşvik eder ve bilimle uğraşan akıl ve vicdan sahibi insanlarDevamını okumak için tıklayınız.

 


[1] Şahin Filiz / Aydınlık / 15.9.2017

[2] Albert Einstein, Ideas and Opinions, Crown Publishers, New York, 1954

[3] Letter to Maurice Solovine, 1 Ocak 1951; Einstein Archive 21-174, 80-871, Letters to Solovine’de yayınlandı, s. 119

[4] H. S. Lipson, A Physicist’s View of Darwin’s Theory, Evolutionary Trends in Plants, vol. 2, no. 1, 1988, s. 6

[5] H. S. Lipson, A Physicist Looks at Evolution. Physics Bulletin, vol. 31 (1980) s. 138

[6] Albert Einstein, Science, Philosophy, And Religion: A Symposium,- 1941, ch1.3

Güncel makalelerimizden istifade etmek istiyorsanız lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi yazarak bize gönderiniz.