AKP İle CHP’nin 40 ”Aynı”sı

353
Paylaş:

CHP-AKP Aynı Saatin Yelkovan ve Akrebi Gibidir!

1- Her ikisi de AB’cidir. Bunlar egemenliğimizin AB’ye devrine rıza göstermektedir… Her ikisi de bağımsızlık haklarımızın AB’ye terkini istemekte, bunu gaye edindiklerini söylemektedir. Bu noktada, örneğin “Subaylar Sivil Mahkemede mi, Askeri Mahkemede mi Yargılansın” tartışmaları ve taraf gibi davranmaları, rol gereğidir. Çünkü AB’ye alındıktan sonra zaten askerimizi de polisimizi de, sivilimizi ve siyasetimizi de haliyle AB kurumları yargılayıp yönetecektir…

2- Her ikisi de ABD’cidir. Amerika bunların “Tağutu-Tanrısı” yerindedir.

3- Her ikisi de İsrailcidir. Bunlar İsrail’in bölgemiz ve ülkemizdeki yüksek çıkarlarını gözetmektedir ve zaten İsmet İnönü hükümeti 1948’de İsrail’i ilk tanıma şerefine ermiştir.

4- Her ikisi de Yahudi Lobicidir. Hem AKP hem CHP onların himmet ve himayesine taliptir.

5- Her ikisinin de önemli yönetici ve milletvekillerinin bir kısmı Mason Locası üyesidir.

6- Mason Locasının tahribatlarına ve gizli diktatoryasına her iki parti de tepkisizdir. AKP Dinimizi, CHP devrimi istismar edicidir…

7- Her iki partide de Sabataist ve Karaim Yahudileri üst görevlerdedir. Yan kuruluşları ve yandaş sivil oluşumları da Soros’un beslemeleridir.

8- Her ikisi de Batı taklitçisidir. E. Milli Eğitim Bakanı ve AKP kurucularından Hüseyin Çelik Erdoğan’ın kendisini yeni partiye davet ettiğinde;

“Ben, kurulacak partinin Milli Nizam, Milli Selamet, Refah ve Fazilet partilerinin devamı veya başka bir versiyonu olması halinde böyle bir partinin içinde yer almayacağımı; ancak merkezde, ayakları geniş basan, dini değerler üzerinden değil, demokratik değerler platformunda siyaset yapan bir partinin kurulması halinde severek böyle bir oluşumun içerisinde yer alacağımı söyledim. Kurulması gereken partinin olması gereken ve olmaması gereken özellikleri ile ilgili bazı detaylar dile getirdim. Sayın Erdoğan bana” Kurmak istediğimiz parti, tam da sizin bu çerçevesini çizdiğiniz partidir” dediğini kişisel internet sitesinde açıklamıştır. (Bak: 23 Mart 2016) Bu itiraflar, Erdoğan’ın, Erbakan’ın Milli Görüş ve Adil Düzen projelerini askıya alma ve Siyonizm’in hedeflerini kolaylaştırma karşılığı iktidara hazırlandığının da kanıtı yerindedir.

9- Her ikisi de NATO taraftarı ve sadık müttefikidir.

10- Her ikisinin de fikir babaları ve danışmanları Rotary ve Lions müdavimleridir.

11- Her İkisi de İttihat ve Terakki’nin, Siyonist Yahudi Lobilerinin takipçisidir.

12- Milli ve yerli bağımsız proje üretemezler, bunlar taşeron tatbikçilerdir.

13- Her ikisi de faizcidir. Faizsiz düzen için hiçbir girişimleri görülmemiştir.

14- Her ikisi de IMF kefalet kurumu aracılığı ile Siyonist bankerlerden borç dilenmektedir.

15- Yandaş zenginleri farklı ama ikisi de rantiyecidir.

16- Her ikisi de manevi-ahlaki tahripçidir. Hele AKP döneminde ailevi ve ahlaki çöküşe hız verilmiştir.

17- İkisi de Bilderberg’cidir ve Millici değil küreselcidir.

18- AKP ve CHP, ikisi de Davos müdavimidir.

19- İkisi de KKTC’yi AB önünde bir engel görmektedir ve taviz için takiyye yürütmektedir.

20- İkisinin de politikası; Türk tarımının öldürülmesi ve insanımızın gâvura muhtaç hale getirilmesi yönündedir.

21- Her ikisi de çiftçimizi İsrail’in geni bozuk tohumlarına mahkûm etmiştir. Halk sağlığımız İsrail firmalarına feda edilmiştir. İsrail ise AKP’nin bu kıyağına karşı Miraç Gecesi TRT’ye Mescidi Aksa’dan (daha ziyade Kubbet-us Sahra görüntülü ve tartışma yaratan) yayın yapma izni vermiştir. Ve böylece dindar halkımız uyutuluvermiştir.

22- İkisi de vergiyi fakirden; işçi, köylü ve esnaf kesiminden alıveren zihniyettedir.

23- İkisi de krediyi kendi zenginlerine vermektedir. Rahmetli Mustafa Koç ve kardeşi ailesiyle birlikte vefatından bir gün önce Aksaray’da Sn. Cumhurbaşkanının özel misafirleri olacak kadar samimilerdi. Yani “gündüzleri hacılarla hocalarla, geceleri ise Koç’larla Localarla beraberlerdi”.

24- Her ikisi de “Ruhban okulunun açılması” gibi azınlıkları azdıracak taleplerin hizmetçisidir.

25- AKP dindar-muhafazakar kesimleri, CHP ile; CHP ise çağdaş geçinenleri AKP ile ürkütüp korkutarak oy devşirmektedir. Yani tahterevallinin denge partileridir.

26- Zaten Recep T. Erdoğan’a Başbakanlık yolunu CHP, Sn. Abdullah Gül’e Cumhurbaşkanlığı koltuğunu birlikte açıvermişlerdir.

27- Her ikisi de ülke yararını değil, parti ve yandaş çıkarını düşünmektedir.

28- CHP ve AKP’nin görünüşleri ve yaşam biçimleri sizi aldatmasın. Çünkü “görüş”leri ve gayeleri birdir.

29-  Her ikisi de, Milli ve yerli bir hukuk ve ahlak düzenini değil, Batı’nın dayattığı haksız ve ahlaksız sistemleri ve demokratik cilalı despotik yönetim biçimlerini tercih etmektedir. Bu nedenle AB’den talimatla gelen uyum yasalarını AKP ile CHP hemen el ele vererek birlikte Meclisten geçirmektedir.

30- AKP bir zamanlar doğrudan şimdi perde arkasından BOP’un Eşbaşkanlığını yürütürken, CHP İsrail’e dolaylı yandaşlığını sürdürmektedir.

31- İkisi de yargıyı siyasallaştırma hevesindedir. Birisi Ergenekon davasının avukatı, diğeri savcısı gibi hareket etmişlerdir. Aynı tavır HSYK’nın tayin ve terfi yetkisine müdahalede de görülmektedir.

32- AKP-CHP her ikisi de aynı Siyonist odakların Türkiye değneğinin sağ ve sol uçları gibidir ve zulüm sisteminin temel çıbanlarına dokunmayan pansuman tedbircilerdir.

33- Her ikisinin yöneticileri de, evrensel boyutları ve yeni medeniyet programları olan Milli, ilmi ve insani projeler üretmekten aciz ve bilgisizdir. Ulusal ve uluslararası çapta misyon ve vizyon fakirleridir.

34- CHP Askerin ve Alevi kardeşlerimizin, AKP ise Masonik merkezlerin ve din sömürücülerinin sözcüleri rolüyle siyasi rant devşirmektedir, hiçbiri kucaklayıcı, kurtarıcı ve bağımsız teoriler ileri sürememektedir.

35- CHP Mason ve Moon tarikatının; AKP ise uzun yıllar zalim gâvurlarla diyalog ve dayanışmacı cemaatin hizmetine girmiştir ve milli birliğimizi tahribatcı takımının temsilcisidir.

36- Her ikisinin de en büyük endişesi, Milli Görüş zihniyetidir ve en ciddi tepkileri hâlâ Erbakan çizgisinedir. CHP Milli Görüş karşıtlığıyla, AKP ise Milli Görüş kaçkınlığıyla, ABD ve AB ağabeylerinin gözüne girmişlerdir.

37- Bunların kavgaları millete hizmet yarışı düşüncesi değil, Siyonistlerin sömürü arabasına “onun yerine, bizi yemleyip koş…” hevesi ve çekişmesidir.

38- AKP ile CHP’nin kalıpları ve kılıkları farklı da görülse, kafa yapıları ve kankaları (Mason kardaşları) aynı olan partilerdir. Bunlar çağdaş Firavunların; birisi smokin yakalı ve fötr şapkalı; ötekisi külahlı ve çarşaflı kâhyaları ve köleleri yerindedir…

39- Bu iki partiyi farklı zannedenlere, öncelikle, “Zındık” ve “Münafık” kavramlarını çok iyi öğrenmeleri tavsiye edilir.

40- AKP’nin “Muhafazakâr ve Reformist”, CHP’nin “Çağdaş ve Kemalist” geçinmeleri; hanımlarının farklı giysiler içinde görünmeleri ve her ikisinin değişik geçmişten gelmeleri, sadece rollerinin gizlenmesine ve kontrollerinin daha kolay yürütülmesine yöneliktir. Elbiselerinin rengi, modası ve astarı farklı da olsa, kumaşları ve asılları aynı maddedendir.

Demek ki; Ya Adil Düzene geçilecek, veya bugünkü adi ve Siyonist sömürü sistemleri insanlığı ezecektir!… Bu nedenle Milli ve haysiyetli bir seçim ittifakı mutlaka gereklidir.

AKP’liler unutmuştur ama biz hatırlatalım:

1. Sn. Erdoğan Başbakan iken bir Amerikan gazetesine yazdığı makalede Irak’a savaşmaya giden ABD’li askerlere dua etmişti: “Irak’ta savaşan ABD’li kahraman bay ve bayan askerlere, en az zayiatla ve mümkün olan en kısa zamanda ülkelerine dönmeleri arzusuyla dua ediyoruz”[1] demişti.

2. Sn. Abdullah Gül Dışişleri Bakanı iken “Dünya barışını korumak için, son 50 senede dünyada en çok Amerikalılar kendi çocuklarını feda etmişlerdir”[2] demişti.

3. Yirmi beş İslam ülkesinin sınırlarını değiştirip hepsini Irak gibi yapma projesi olan ABD kaynaklı BOP’la ilgili Sayın Abdullah Gül’ün görüşü: “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Türkiye’nin dış politika ilkelerine uygun düşmektedir. ABD ile birlikte hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmektir”[3] yönündeydi.

4. Dönemin Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı AKP’li Mehmet Aydın: “Ben Avrupa’ya gittiğimde kiliseye çok giderim, oralarda büyük zevk duyuyorum ve manevi huzur buluyorum”[4] demişti.

5. Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı yapılan Sayın Mehmet Aydın, İslam Dinini Müslüman olmayanlara tebliğ etme gayretleri için ‘en DİNSİZCE hakarettir’ demişti. “Bazı Müslüman kardeşlerimiz diyor ki yahu bir fırsat düştü, Müslümanlığı anlatalım Hıristiyanlara; Allah belki hidayetini gösterir. (Diyalog çalışmalarında)… İşin ucunda; bilmem adam kazanmak, üye kazanmak varsa, açıkçası bu bir din mensubuna yapılacak en DİNSİZCE bir hakarettir.”[5]

6. ABD Savunma Bakan yardımcısı Paul Wolfowitz: “Biz Irak’a müdahale konusunda tereddüt içindeydik, Tayyip Erdoğan bize cesaret vermiştir. AKP yönetiminin bu dostça desteği olmasaydı, bu işi bu kadar kolay bitiremezdik”[6] itirafını dile getirmişti.

7. Erdoğan Başbakan iken, Siyonist AJC örgütünden bugüne kadar “cesaret ödülü” alan 10 kişi içinde Yahudi olmayan tek kişiydi. Tayyip Erdoğan’a “cesaret ödülü” veren “American Jewish Congress” (AJC) adlı kuruluş, WJC’ye bağlı olup Theodore Herzl tarafından Dünya Musevilerini bir “ulusal yurda” kavuşturma amacıyla 19. yüzyıl sonunda oluşturulan “World Jewish Congress” (WJC) İsrail devletini kurmakla amacını gerçekleştirmiş bir Yahudi şebekesiydi. Daha önce AJC tarafından 10 kadar kişi ödüle lâyık görülmüştü; bunlar arasında İsrailli veya Musevi olmayan tek kişi Recep T. Erdoğan Bey’di. Listede İsrail’in önemli bütün başbakanları görülmektedir. Türkiye başbakanına bu ödülün verilmesi de, verildiği mekân da anlamlı mesajlar içermektedir: HSBC bankasının New York merkezi…[7]

8. ABD Eski Başkanı Bush, Erdoğan’a “Sen ne harika bir adamsın” (Yani her konuda işimize yaramaktasın)[8] demişti.

9. Vatanlarını ve kutsallarını savunan Çeçenler Rusların dilinde terörist kabul edilmekteydi. Sn. Erdoğan 3 Kasım seçimi sonrası AKP genel başkanı olarak 170 kişilik heyetle ziyaret ettiği Rusya’da (Çeçenleri de içerecek şekilde) teröre karşı işbirliği yaptıklarını söylemiştir.

10. Sn. Erdoğan genel başkan sıfatıyla gittiği Çin’de de: “Tek Çin anlayışını destekliyoruz. Çin’in toprak bütünlüğü konusunda Türkiye’nin herhangi bir tereddüdü yok, saygısı vardır. Terörün dini, milleti, ırkı olamaz” demişti. (Çin, işgal ettiği Doğu Türkistan’ı kendi toprağı sayıyordu. Özgürlük mücadelesi veren 30 milyon Uygur Türkü kardeşimize de terörist diyordu. Recep Bey’in sözü bu manada nasıl değerlendirilmeliydi? Sn. Recep Erdoğan, Türkiye’de diline pelesenk olduğu üzere, Pekin’de de “Han, Mançur, Moğol, Doğu Türkistanlı, Tibetlisi ile Çin bir büyük mozaiktir. Bu da büyük zenginliktir” demesi beklenirdi, ama bu yürek ve samimiyet isterdi.)

11. Yurtdışı turları ve ilginç temasların ardından Erdoğan, milletvekili yapılıp Başbakanlığa getirilmişti. En yandaş yazarlardan Abdurrahman Dilipak “AKP’nin bir dış proje olduğunu” söylemişti.

12. Kuzey Irak’ta askerlerimizin başına çuval geçirilip, askerimiz ve milletimiz tarihin en büyük hakaretine maruz bırakırken, buna ciddi hiçbir tepki gösterilememiş; eften püften şeylere horozlanıp ucuz kahramanlık sergileyen Dindar kahramanlar(!) ABD Tanrısına boyun eğmişti.

13. Üstelik bu çok ağır ve ciddi çuval olayı sonrası “ABD’ye nota verecek misiniz?” sorusuna başbakan şöyle veciz(!) bir şekilde: “Bu müzik notası değil. Öyle aklınıza her estiğinde verilmez. Ağırlığı ve ciddiyeti vardır”[9] yanıtını vermişti.

14. Erdoğan’dan enteresan bir açıklama ile: “Amerika’nın düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi; Diyarbakır işte bu proje içinde bir yıldız, bir merkez olabilir. Bunu başarmamız lazım”[10] demekten çekinmemişti. Böylece Türkiye dâhil 23 İslam ülkesini parçalamayı amaçlayan BOP hıyanetinin kiralık kâhyası olduğunu itiraf etmişti.

15. Sözde Ermeni Soykırımı meselesinde AKP iktidarı ve Dışişleri bakanlığı, yetersiz ve yüreksiz hareket etmişti. Üstelik Sözde Ermeni soykırım yasasını kabul eden ülkelere yenileri eklenmişti: İsviçre (2003), Slovakya (2004), Hollanda (2004), Polonya (2005), Litvanya (2005), Arjantin (2006)…

16. 1 Mart Tezkeresi reddedilmesine rağmen, AKP’nin çıkardığı özel bir genelgeyle, ABD’nin savaş araç-gereçleri Türkiye üzerinden nakledilmişti.

17. İsrail’in talebiyle ve onun güvenliği için, kamuoyu tepkisine rağmen Lübnan’a asker gönderilmişti.

18. Başbakan Erdoğan, İspanya Başbakanıyla beraber Medeniyetlerarası İttifak(!?) Eşbaşkanı seçilmişti. (Medeniyetler arası ittifak, Dinlerarası diyalogun diğer bir ismidir. Gösterilen tepkiden dolayı, medeniyetler arası ittifak diye ifade edilmektedir.) Yani dindar kahramanlarımız, Haçlı emperyalistlerle birlikte İslam’ı yozlaştırma gayretindeydi.

19. Bir zamanlar Başbakan Erdoğan, BOP’un da (Büyük Ortadoğu Projesi) eşbaşkanı tayin edilmişti. İkinci başkan, Bush idi. Bu konunun devlet resmiyetiyle açıklığa kavuşturulması beklenirdi.

20. Sn. Recep Erdoğan’ın talimatıyla, 1 Mart tezkeresine ‘hayır’ diyen milletvekilleri, 22 Temmuz seçiminde aday gösterilmemişti.

21. Tezkereye ‘evet’ denmesini isteyen Başbakan Erdoğan “Her zaman ‘hayır’da hayır yoktur. Rahat olun, gelişmeler kontrolümüzde” diyerek ABD ve İsrail’i rahatlandırma sözü vermişlerdi.

22. Erdoğan, tezkere geçse de geçmese de ABD’nin harekâtta kararlı olduğunu belirterek, Türkiye’nin 2003 yılı içinde 73 milyar dolar borç ödemesi olduğunu söylemiş ve tezkerenin çıkmaması halinde Türkiye’nin…Devamını okumak için tıklayınız.


[1] “We further hope and pray that the brave young men and women return home with the lowest possible casualties, and the suffering in Iraq ends as soon as possible.” By Recep Tayyip Erdogan The Wall Street Journal March 31st, 2003

[3] http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=181295) Not: Oysa Vatandaşlarımızın % 72’si BOP’u tehlikeli görmekteydi. (25.07.2004 – Yeni Şafak

[4] II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri cilt:2 sayfa:375

[5] II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri cilt:2 sayfa:322

[6] Irak işgalinden üç ay önceki Türkiye ziyareti esnasında yaptığı açıklamadan.

[8] (You are a great man) Kasım 2004

[10] (15 Şubat 2004, Kanal D, Teke Tek Programı) 18.02.2004. Hürriyet Gazetesi, sayfa: 20.

[13] 21.08.2004 – Vakit

[15] 25173 sayılı Resmi Gazete – Yayın tarihi:19 Temmuz 2003 Cumartesi

[18] 14.02.2007 – Zaman

[19] Aralık 2004

[20] Harp Akademileri Komutanlığı Yıllık Değerlendirme Konuşması, 20 Nisan 2005, Hilmi Özkök

[22] 29 Şubat 2004 – Pazar Postası

[23] Vakit Gazetesi, 17.05.2003

[24] 07.12.2004 – Vakit

[25] 14.12.2004 – Vakit

[27] 18.052003 – Vakit

[29] 27.09.2004 –Vakit

[30] 16.03.2007 – Zaman

[31] 31.05.2007 – Posta

[33] 2004

[34] 2004

[35] 23.11.2005 – Vakit

Güncel makalelerimizden istifade etmek istiyorsanız lütfen aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi yazarak bize gönderiniz.